Komatek 2026’da yeni ürünleri, yeni distribütörlükleri ve büyüme vizyonuyla dikkat çeken TSM Global, iş makineleri sektöründeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. TSM Global Genel Müdürü Burak Ertuğrul, Türkiye’nin geleceğine duydukları güven doğrultusunda sürdürdükleri yatırımları ve sektörün elektrikli dönüşümüne ilişkin öngörülerini anlattı.
Fuar kapsamında hangi ürünleri ve çözümleri sundunuz? Ön plana çıkan modellerinizden bahsedebilir misiniz?
Komatek’te 4 farklı stantla yer aldık. Ana standımızda, Sumitomo’nun maden sektörü için özel ürettiği ve Türkiye’ye yeni getirdiğimiz 75 tonluk SH-750 LHD-7 modelini sergiledik. Ayrıca Sumitomo’nun yeni 7 serisi versiyonlarını tanıttık. Fuarın bizim için en önemli ayaklarından biri de Ammann ABG Titan asfalt sericilerinin lansmanı oldu. Bu makineleri geçen yıl sunmaya başlamıştık; ancak lansmanı bu yıla sakladık. Ammann’ın asfalt ekipmanlarını 2014’ten beri satıyoruz; ama serici ürün grubumuzdaki en büyük eksikliklerden biriydi, bu ürünle birlikte asfalt ekipmanları tarafındaki kadromuzu tamamladık. Bu alandaki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Eylül ayı gibi Ankara’da, karayolu müteahhitlerine ve kamu kurumlarına özel, sadece asfalt ekipmanlarımıza odaklanan büyük bir lansman düzenleyeceğiz. Diğer stantlarımızda ise Terex Finlay mobil kırıcılarını, Yanmar mini ekskavatör grubumuzu tanıttık. İstifleme tarafında ise Hyster ve Yale markalarımızın çözümlerini ayrı bir stantta sunduk.
Fuarda ayrıca yeni kurduğumuz Lovol Türkiye Makine A.Ş.’nin resmi lansmanını da yaptık. Lovol, Çin’in en büyük üreticilerinden. Fuarda markanın Türkiye pazarına sunduğumuz tüm ürün gamını sergiledik. Bu yıl içinde iki farklı modelde 20 tonluk ve 25 tonluk elektrikli yükleyicileri ve 105 tonluk kaya kamyonunu da sunacağız. İlerleyen dönemde ise beko loder, telehandler ve diğer tamamlayıcı ürünleri müşterilerimizle buluşturacağız.
Türkiye’nin önümüzdeki 5-10 yıllık potansiyelini ve TSM Global’in bu süreçteki konumunu nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’nin potansiyeline ve geleceğine güvenimiz tam. Ülkemizi seviyoruz ve yatırımlarımızı bu güvenle şekillendiriyoruz. Türkiye ekonomisi her zaman dinamizmini koruyor. Mevcut duruma bakacak olursak; enflasyonist baskılar ve yüksek faiz ortamı nedeniyle piyasada bir finansman ve likidite sıkıntısı hissediliyor. Ancak biz yılın ikinci yarısının, ilk yarıya kıyasla çok daha hareketli geçeceğini öngörüyoruz. Çünkü ertelenmiş ciddi bir talep, yatırım ihtiyacı ve proje potansiyeli mevcut. Yatırımcılar küresel ve yerel şartlardan dolayı kararlarını bir süredir erteliyorlardı fakat bu ihtiyaçların karşılanması bir zorunluluktur.
TSM Global’in gelecek vizyonuna gelecek olursak; iki büyük altyapı yatırımımızı tamamlamak için yoğun şekilde çalışıyoruz.
Türkiye’nin bölgesel bir iş makinesi üssü haline geleceğini öngörüyor musunuz?
Türkiye iş makinesi pazarı, ülkenin büyüklüğüne ve iş hacmine oranla hala gelişim potansiyeli taşıyor; şu an yıllık 16-17 bin adetler seviyesindeyiz. Ülkemizde birçok küresel marka faaliyet gösteriyor. Bizim en büyük avantajımız, Türk insanının yüksek girişimcilik ruhudur. Türk müteahhitleri bugün sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında dev projelere imza atıyorlar ve biz de TSM Global olarak onlara bu projelerinde küresel destek sağlıyoruz. TSM Global, sadece Türkiye operasyonlarını yönetmiyor; ülkemiz merkezli olmak üzere toplam 21 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor ve bu pazarlarda aktif faaliyet gösteriyor. Bu nedenle bölgedeki potansiyelimizin katlanarak artacağına inanıyoruz.
Sektörde dijitalleşme, otonom/yarı otonom sistemler ve elektrikli makineler ön planda. TSM Global’in bu konudaki yol haritası nedir?
Çevreye duyarlı, karbon ayak izi düşük ürün yatırımlarına önem veriyoruz. Lovol ile elektrikli ürünleri en kısa sürede Türkiye’deki müşterilerimizle buluşturacağız. Forklift segmentinde pazar zaten %60-70 oranında elektrikli sistemlere dönmüş durumda ve bu artmaya devam edecek. Elektrikli teknolojilerin bir adım ötesi olarak hidrojen yakıt hücreli makineler de gündemde. Diğer yandan otonom teknolojiler hızla ilerliyor. Makinelerin daha güvenli, hassas ve kontrollü kullanılabilmesi için yeni uluslararası regülasyonlarla birlikte birçok gelişmiş güvenlik donanımı standart hale geliyor. Biz de bu yazılım ve donanım altyapılarına yatırım yapıyoruz. Yapay zekâ, hiçbir sektörün kaçamayacağı küresel bir gerçek. TSM Global olarak yeni yazılımlar ve akıllı iş makinelerinin operasyonel süreçleri üzerine Ar-Ge ve Ar-Ge ortaklıkları düzeyinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz.
Türkiye’deki şantiyeler ve mevcut teknolojik altyapı bu gelişmiş otonom ve elektrikli sistemleri kullanmaya ne kadar hazır?
Türkiye’deki büyük ölçekli maden şirketleri, kurumsal müteahhitlik firmaları ve yüksek kapasiteli yapılar kendi insan kaynaklarını ve şantiye altyapılarını bu teknolojik dönüşüme hızla hazırlıyorlar. Devletimizin de bu alanda ciddi altyapı yatırımları var; bildiğiniz gibi artık 5G teknolojisine geçmiş durumdayız. Çünkü bu yeni nesil makinelerin tamamı uydu sistemleri, anlık veri akışı ve güçlü internet altyapılarıyla çalışıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sistemlerin şantiyelerde tamamen oturacağını düşünüyorum. Elbette bu teknolojilerin kullanımı ilk etapta yüksek kapasiteli, vizyoner projelerden başlayacaktır. Madalyonun diğer yüzünde ise enerji altyapısı yer alıyor. Sahaya bu kadar yüksek hacimde elektrikli iş makinesi ve otomobil girdiğinde, son 5-6 yılda enerji üretimine çok ciddi yatırımlar yapmış bir ülke olmamıza rağmen mevcut şebeke kapasitesinin zorlanacağını öngörüyoruz. Enerji sektörünün bu ihtiyacı karşılamak adına yeni ve devasa bir yatırım hamlesine başlaması gerekecektir.
Müşterilerin makine seçim kriterleri de değişiyor mu?
Kesinlikle, şu an kurumsal şirketlerin önceliğinde “sürdürülebilirlik” ilk sırada yer alıyor. Çünkü günümüzde sadece makineyi satın alma maliyeti değil; o makineyi sahada aktif tutabilme, periyodik bakımlarını eksiksiz yapabilme ve olası arızaları hızlıca giderebilme maliyetleri de çok yükseldi. Artık müşteriler, kendilerine satış sonrasında en iyi hizmeti sunabilecek, operasyonlarını yarı yolda bırakmayacak ve sahada 7/24 destek verebilecek güçlü partnerleri tercih ediyor. Teknik kadrosu güçlü olan, müşterisine kesintisiz yedek parça ve 7/24 servis garantisi sunabilen şirketler rekabette net bir şekilde öne geçecektir.
Türkiye dışında 21 ülkede daha yapılanmanız olduğunu belirttiniz. Bu bölgeler arasında en aktif olduğunuz pazarlar hangileridir ve oralarda hangi ürünleriniz öne çıkıyor?
Faaliyet gösterdiğimiz 21 ülkenin tamamında “3S” olarak adlandırdığımız; satış, servis ve yedek parça hizmeti sunan güçlü yerel bayiliklerimiz ve iş ortaklıklarımız bulunuyor. Uluslararası pazarlardaki temel stratejimiz, her ülkede doğru ve güvenilir lokal partnerlerle yol yürümektir. Şunu net bir şekilde ifade edebilirim ki, iş makineleri sektörü açısından Türkiye, dünyadaki en önemli ilk 5 pazardan biridir. Bahsettiğimiz 20 ülkenin toplam pazar hacmini bir araya getirdiğinizde, satılan toplam adetler bakımından henüz bir Türkiye pazarı büyüklüğüne ulaşamıyorlar. Yurtdışı pazarlarımızda öncelikli olarak Sumitomo paletli ekskavatörlerinin yetkili distribütörlüğünü yürütüyoruz. Ukrayna gibi bazı stratejik pazarlarda ise Sumitomo ve Yanmar markalarımızı ikili bir kombinasyonla sunuyoruz. Hedef pazarlarımızın regülasyonlarını yakından takip ediyor, esnek ve dinamik yapımızla hizmet kalitemizi artırıyoruz.

