10 Mart 26, Salı
spot_img

SSAB Türkiye yerli üreticileri küresel rekabete hazırlıyor

Damperden vinç sektörüne uzanan geniş müşteri portföyüyle faaliyet gösteren SSAB Türkiye; bölge bazlı satış yapılanması, teknik geliştirme desteği ve sürdürülebilir çelik vizyonuyla yerli üreticileri küresel rekabete hazırlayan bir çözüm ortağı konumunda. Şirketin çalışmalarına ve ürünlerine ilişkin sorularımızı yanıtlayan SSAB Türkiye Ülke Satış Müdürü Halim Karaoğlan, Türk üreticilerin Ar-Ge’ye daha fazla zaman ve kaynak ayırması gerektiğini belirterek “İsveç Çelik Ödülleri’nde bir Türk firmasının önde olması bizim de hayalimiz ve gerçekleşeceğine inanıyoruz” dedi.

Öncelikle kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

48 yaşındayım, evli ve 2 çocuk babasıyım. Endüstri Mühendisliği eğitimi aldım. 2007 yılından bu yana SSAB bünyesinde görev yapıyorum; son 8 yıldır ise Türkiye Ülke Satış Müdürlüğü görevini yürütüyorum.

SSAB’nin Türkiye’ye gelişinden günümüze kadar olan yolculuğu ile ilgili değerlendirme yapar mısınız?

SSAB, 1997 yılından bu yana Türkiye’de kendi şirketiyle faaliyet gösteriyor. İlk yıllarda aşınma çeliği ve yüksek mukavemetli çelikler konusunda hem bilgi hem de kullanım oldukça sınırlıydı. Geçen 29 yılda pazarın bilgi seviyesi önemli ölçüde arttı; bu ürünlere olan talep de istikrarlı biçimde yükseldi. Başlangıçta ağırlıklı olarak batı bölgelerinde ve sınırlı sayıda sektörde faaliyet gösterirken, bugün Türkiye’nin her bölgesinde yüzlerce müşteriye hizmet veriyoruz. 29 yıldır Türkiye pazarında kesintisiz faaliyet göstermemiz, bizim için ayrı bir gurur kaynağı.

Türkiye’deki sanayi ve altyapı yatırımları açısından en stratejik sektörler hangileri?

SSAB Türkiye olarak ağırlıklı biçimde damper, treyler, iş makinası ve vinç sektörlerine hizmet veriyoruz. Ancak kendimizi bu alanlarla sınırlandırmıyoruz. Sahada aktif görev yapan Bölge Satış Müdürlerimiz ve Teknik Geliştirme Müdürlerimizle farklı sektörlerde de müşterilerimizin ürünlerine katma değer sağlayacak projeler yürütüyor, portföyümüze yeni sektörler ve yeni müşteriler kazandırıyoruz.

Türkiye pazarının beklentileri global ürün geliştirme süreçlerinizi nasıl etkiliyor?

SSAB her zaman müşterisinin işini odağına alan bir çelik üreticisi olmuştur. Sahadan gelen geri bildirimler; mevcut ürünlerimizde yaptığımız geliştirmelere ve yeni ürün çalışmalarımıza yön verir. Türkiye, SSAB’nin en önemli pazarlarından biri olarak bu süreçte kilit rol oynuyor.

SSAB’nin “fosilsiz çelik” vizyonu sektörde büyük yankı uyandırdı. Türkiye’de bu dönüşüme yönelik ilgi ve farkındalığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Düşük karbon emisyonlu çelik konusunda SSAB’nin çok ciddi yatırımları bulunuyor. Cevherden üretimde sıfıra yakın emisyona ulaşacak ilk çelik üreticisi olmayı hedefliyoruz.

Türkiye pazarında düşük karbonlu çelik konusu yeni yeni gündeme geliyor. Ancak Avrupa’da devreye girecek olan CBAM düzenlemeleriyle birlikte bu konu bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelecek. Bu nedenle farkındalığın hızla artacağını düşünüyoruz.

Karbon ayak izinin düşürülmesinde, SSAB’nin sağladığı somut avantajlar neler?

Kuralların netleşmesiyle birlikte tablo daha belirgin olacak. Ancak genel prensip çok açık: Ne kadar düşük CO₂ emisyonu, o kadar düşük emisyon maliyeti. SSAB olarak hedefimiz sıfır emisyonlu üretim.

Türkiye’deki üreticilerle uzun vadeli iş birlikleri kurmak SSAB için ne ifade ediyor?

Biz müşterisinin işini geliştirmeye odaklı bir çelik üreticisiyiz. Sahadaki arkadaşlarımız müşterilerimizle henüz proje aşamalarında beraber çalışarak onların ürünlerini geliştirmeye yardımcı olur ve ürünün ekonomik ömrü boyunca da yanında olmaya devam eder. Müşterilerimiz bizi bir tedarikçiden daha çok çözüm ortağı olarak görüyor. Çalışmaya başladığımız bir müşterimiz ile ilişkimizin tamamen koptuğu durumlar sadece istisnadır. Ayrıca 1997 yılından bu yana, Türkiye ekonomik olarak pek çok kriz atlatmasına rağmen, SSAB Türkiye faaliyetlerini bırakmayı hiçbir zaman gündemine almamıştır.

SSAB çeliklerinin özellikle iş makineleri, madencilik ve vinç sektöründeki uygulamalarında sağladığı farkları nasıl tanımlarsınız?

Bu sektörlerde hedef her zaman daha sağlam, daha hafif ve daha uzun ömürlü ürünlerdir. SSAB; Hardox® ve Strenx® markalarıyla bu alanda en kapsamlı ürün portföyünü sunan çelik üreticisidir. Ürünlerimizin yüksek kalitesi ve atölye dostu özellikleri, üreticilerin hem verimliliğini hem de nihai ürün kalitesini bir üst sınıfa taşıyor.

Hardox® In My Body ve My Inner Strenx® marka programlarımız da üreticilerin kalite seviyesini son kullanıcılara anlatmasında önemli avantaj sağlıyor.

Yerli üreticilerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak adına SSAB nasıl bir katkı sunuyor?

Müşterilerimize verdiğimiz teknik destekle onların ürünlerini sürekli geliştirmeye çalışıyoruz. Hardox® ve Strenx® kalitesi müşterimizin kalitesini de üst seviyeye çıkarıyor ve uluslararası pazarda kendilerine yardımcı oluyor. Hardox®In My Body ve My Inner Strenx® gibi marka programlarımız da nihai kullanıcıyı ikna etme noktasında müşterilerimize yardımcı oluyor.

Yüksek mukavemetli çelikler, üreticilere hem ağırlık hem de maliyet avantajı sağlıyor. Türkiye’de bu bilinç yeterince oluştu mu?

Damper, treyler, iş makinası ve vinç sektörlerinde bu bilinç büyük ölçüde oturdu. Ancak hâlâ gelişime açık alanlar var. Diğer sektörlerde de bu farkındalığı artırmak için sahadaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Çelik seçiminde fiyat mı, toplam sahip olma maliyeti mi önemli?

Bazı sektörlerde ilk yatırım maliyeti her şeyden önce geliyor, bu biraz da şirketlerimizin belirli aralıklarla ekonomik kriz deneyimlemiş olmasından kaynaklanıyor. Bunu yadırgamıyoruz ancak biz toplam değer üzerinden maliyet hesabı yapılmasını tercih ediyoruz. Eskiye kıyasla daha çok müşterimiz de bizimle aynı bakış açısına sahipler.

Önümüzdeki dönemde Türkiye pazarı için öne çıkarmayı planladığınız yeni ürün veya teknolojiler var mı?

Ar-Ge çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Hardox® 450 kadar darbe dayanımı ve Hardox® 500 kadar aşınma direnci sunan Hardox® 500 Tuf ile asidik ve korozif ortamlar için geliştirdiğimiz Hardox® HiAce, şu anda Türkiye pazarında öne çıkardığımız ürünler arasında.

Sürdürülebilirlik ve yüksek performanslı çelikler odağında vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Yüksek performanslı çelik demek daha az çelik tüketimi ve daha hafif ürünler demektir. Bu da hem çelik üretiminde daha az CO₂ emisyonu hem de ürünün kullanımı sürecinde daha az yakıt tüketimi anlamına gelir. Hem yatırım hem de kullanım süreçlerinde sürdürülebilirliğe ciddi katkı sağlar.

Sizce İsveç Çelik Ödülleri’nde neden bir Türk üreticinin öne çıktığını görmüyoruz? Türk üreticilerin uluslararası pazarda öne çıkması için neler önerirsiniz?

İsveç Çelik Ödülleri’nde bir Türk firmasının önde olması bizim de hayalimiz ve bir gün gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz. Ar-Ge’ye biraz daha fazla zaman ve kaynak ayırmamız gerekiyor.  Türk üreticilerimizin artık düşük fiyatlarla rekabetten vazgeçip, ürünlerini daha katma değerli hale getirmek üzerine çalışmasını öneriyoruz ve SSAB Türkiye olarak biz kendilerine destek olmaya her zaman hazırız.

SSAB’nin Türkiye’deki yapılanması ile ilgili bilgi verir misiniz?

SSAB, 1997’den bu yana Türkiye’de kendi tüzel kişiliğiyle faaliyet gösteriyor. İstanbul’daki merkez ofiste Satış Destek ve Finans birimleri yer alıyor. Bölge Müdürleri ise kendi bölgelerinde, sahaya yakın bir modelle çalışıyor. Türkiye’de görev yapan iki Teknik Geliştirme Müdürü, Bölge Satış Müdürleri ile birlikte müşterilerin ürünlerine Hardox® ve Strenx® çözümleriyle katma değer kazandırıyor. Mersin ve İzmir’de bulunan depolar sayesinde müşteriler ürünlere hızlı erişim sağlıyor. Ayrıca büyük montanlı çalışan müşterilerimiz ürünlerini Türkiye’nin herhangi bir limanından teslim almak üzere SSAB’nin İsveç ve Finlandiya fabrikalarına doğrudan sipariş verebiliyor.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler