6 Mart 26, Cuma
spot_img

Makine Kontrol Sistemleriyle Altyapı Projelerinde Verimlilik Artışı

Makine kontrol ve ölçüm teknolojileri, altyapı ve ağır inşaat projelerinde verimlilik, hassasiyet ve maliyet kontrolünü yeniden tanımlıyor. SITECH Eurasia Satış ve Uygulama Lideri Armağan Karakaş, marka bağımsız mühendislik yaklaşımıyla sahada ölçülebilir performans artışının nasıl sağlandığını anlattı.

 

SITECH Eurasia’yı, teknoloji ekosistemi içinde nasıl tanımlıyorsunuz? Sizi benzer çözümler sunan yapılardan ayıran temel yaklaşım nedir?

SITECH Eurasia; ağır inşaat, altyapı ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren bir “teknoloji tedarikçisi” olmanın ötesinde sahayı merkezine alan, mühendislik temelli bir teknoloji ve çözüm ortağı olarak faaliyet gösteriyor. Sahada işi doğru, hızlı ve ölçülebilir şekilde yaptırmaya odaklanan bir mühendislik ve teknoloji çözüm ortağı olarak, makine kontrol, ölçüm ve uygulama teknolojileriyle; projelerde verimlilik, kalite ve öngörülebilirlik sağlıyor.
Faaliyetlerimizi makine üzerine donanım yerleştirmek ya da yazılım satmak olarak sınırlamıyoruz. Sahadaki iş yapma biçimini dönüştürmek, veriyi doğru kullanarak operasyonları daha verimli, daha güvenli ve daha öngörülebilir hale getirmek için çalışıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde müşteriler; daha kısa sürede tamamlanan işler, daha az yakıt ve malzeme tüketimi,
daha düşük işçilik ve yeniden yapım maliyetleri gibi doğrudan ölçülebilir kazanımlar elde ediyor.
Bu noktada bizi farklı kılan en temel unsur, marka bağımsız bir yaklaşımla çalışmamız. Bugün büyük ölçekli projelerde sahalar tek bir makine markasından oluşmuyor. Aynı şantiyede farklı global üreticilerin makineleri yan yana çalışabiliyor. SITECH Eurasia olarak biz, makinenin markasından bağımsız şekilde, Trimble teknolojilerinin sunduğu yüksek hassasiyetli çözümleri sahaya en doğru şekilde entegre ediyoruz. Yani odağımız “hangi makine” değil, “hangi iş, hangi saha ve hangi çözüm” sorularının cevabı. Bu yaklaşımın arkasında güçlü bir mühendislik altyapısı var. Ekibimizin önemli bir kısmı harita  ve makina mühendisliği kökenli ve sahada birebir deneyim kazanmış isimlerden oluşuyor. Bu sayede sahadaki toleransları, ölçüm hatalarının ya da tekrar işlerin nasıl maliyetlere dönüştüğünü çok iyi biliyoruz. Geliştirdiğimiz çözümler sahada test edilmiş, gerçek ihtiyaçlardan doğmuş çözümler. Aynı zamanda küresel SITECH ağının bir parçasıyız. Bu da bize global bilgi birikimi ve süreklilik sağlıyor. Türkiye’de başlayan bir proje, farklı bir ülkede devam ettiğinde müşteri destekten kopmuyor. Ya doğrudan SITECH Eurasia olarak biz devrede oluyoruz ya da bulunduğu ülkedeki SITECH yapısı süreci devam ettiriyor. Bu, özellikle büyük altyapı projelerinde ciddi bir güven unsuru yaratıyor.

Borusan Holding çatısı altında yer almak da bu yapıyı daha da güçlendiriyor. Borusan’ın uzun vadeli bakış açısı, mühendislik kültürü ve sahaya verdiği önem, SITECH Eurasia’nın Türkiye’de sürdürülebilir ve güçlü bir yapı kurmasına olanak tanıyor. Aynı çatı altında Borusan Cat gibi sahayı çok iyi tanıyan bir yapıyla yan yana olmak ise, müşteriye daha bütüncül çözümler sunmamızı sağlıyor.

Marka bağımsızlık vurgusunu özellikle ön plana çıkarıyorsunuz. Bunun sahadaki karşılığı nedir?
Sahada gerçek hayat tek bir markayla ilerlemiyor. Bugün büyük projelerde Cat, Hitachi, Develon, Volvo ve John Deere makineleri aynı anda çalışabiliyor. Bizim uzmanlığımız da burada başlıyor. Makine markasından bağımsız şekilde, sahaya en uygun çözümü tasarlıyor ve uyguluyoruz. Bu yaklaşım, müşterinin yatırımını korurken verimliliği ve sürdürülebilirliği de artırıyor. Marka bağımsızlık, sahada teknoloji kullanımını işin ihtiyaçları etrafında şekillendirmeyi mümkün kılıyor. Her projenin zemin yapısı, iş programı, tolerans aralığı ve operasyonel öncelikleri farklılık gösteriyor. Bu çeşitlilik içinde teknoloji seçimlerini, sahadan gelen veriler ve mühendislik gereklilikleri doğrultusunda kurguluyoruz. Çok markalı makine parkına sahip şantiyelerde, farklı ekipmanların aynı hassasiyet ve iş disipliniyle çalışabilmesi büyük önem taşıyor. Marka bağımsız yaklaşım sayesinde saha ekipleri, farklı makinelerde ortak bir veri diliyle ilerleyebiliyor. Operatör ekranları, ölçüm verileri ve uygulama mantığı sahada tutarlılık sağlıyor. Bu tutarlılık, iş akışının kesintisiz ilerlemesine ve ekipler arası koordinasyonun güçlenmesine katkı sağlıyor.

SITECH Eurasia Satış ve Uygulama Lideri Armağan Karakaş

Harita mühendisliği perspektifi SITECH çözümlerine nasıl yansıyor?

Harita mühendisliği, verinin doğruluğunu ve sahayla uyumunu merkeze alır. Proje verisi yalnızca ofiste üretilen statik bir dosya değildir; sahada yaşayan, güncellenen ve uygulamayı yönlendiren bir yapıdır. Harita mühendisliği perspektifi, SITECH çözümlerinin sahada nasıl tasarlandığını ve uygulamaya alındığını belirleyen temel yaklaşımlardan biri. Bu disiplin, verinin doğru üretilmesini, sahadaki gerçek koşullarla örtüşmesini ve uygulamaya doğrudan yön vermesini esas alıyor. Bu sayede makine kontrol sistemleri, teorik proje verilerinin ötesine geçerek sahada yaşayan ve güncellenebilen bir yapıya kavuşuyor. Bu bakış açısı sahayı; kotlar, eğimler ve toleranslar üzerinden okunan dinamik bir çalışma alanı olarak ele almayı sağlıyor. Ölçüm doğruluğu ile uygulama hassasiyeti arasındaki bağ korunurken, sahada ilerledikçe verinin güncellenmesi ve uygulamanın kontrol altında tutulması mümkün hale geliyor. Böylece operasyon, planlanan hedeflerle sahadaki gerçek ilerleme arasında sürekli bir uyum içinde ilerliyor.

Makine kontrol teknolojilerinin sahadaki etkisini somut örneklerle anlatabilir misiniz?

En net etkileri hız, hassasiyet ve iş kalitesi üzerinden gözlemliyoruz. Uygulama sırasında ölçüm ve kontrol süreçleri makine üzerinde anlık olarak yönetilebildiği için, geleneksel yöntemlerle yapılan işlerde karşılaşılan gecikmeler ve tekrarlar büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bu da işin daha kısa sürede ve planlanan toleranslar içinde ilerlemesini sağlıyor. Örneğin reglaj işlerinde, klasik yöntemlerle günlük 400–500 metre seviyelerinde ilerleme sağlanırken, makine kontrol sistemleriyle bu rakam 1.000 metrenin üzerine çıkabiliyor. Şev kesme ve kanal kazma operasyonlarında uygulama hızları belirgin şekilde artıyor ve aynı iş daha kontrollü şekilde tamamlanabiliyor. Ofset kazığı çakma ihtiyacının ortadan kalkması, sahada işe başlama süresini kısaltırken ekipman ve insan kaynağının daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Asfalt uygulamalarında ise finişerlerle milimetre hassasiyetinde serimler yapılabiliyor. Bu hassasiyet, yüzey kalitesini yükseltiyor ve malzeme kullanımının daha dengeli yönetilmesini sağlıyor. Sahada elde edilen bu kazanımlar, yakıt tüketiminin azalması ve iş programlarının daha öngörülebilir hale gelmesiyle birlikte, makine kontrol teknolojilerinin operasyonel değeri somut biçimde ortaya koyuyor.

Bu teknolojiler sayesinde operatör tarafında nasıl bir dönüşüm gözlemliyorsunuz?

Makine üzerindeki ekranlar ve yönlendirmeler sayesinde operatör, yaptığı işi anlık olarak kontrol eder. Deneyim seviyesi fark etmeksizin, tüm operatörler aynı hassasiyetle çalışabilir. Operatörlerin çalışma biçimi ve sahadaki rolü doğrudan dönüşüyor. Makine üzerindeki ekranlar, görsel yönlendirmeler ve uyarı sistemleri sayesinde operatör, yaptığı işin doğruluğunu anlık olarak takip edebiliyor. Bu durum, hem yeni operatörün öğrenme süresini kısaltıyor hem de operatörün sahadaki belirsizliklerle mücadele etmek yerine, uygulamaya ve güvenli sürüşe odaklanmasını sağlıyor. Deneyim seviyesi fark etmeksizin operatörler, aynı hassasiyet ve iş disipli­niyle çalışabiliyor. Özellikle yeni başlayan operatörler için öğrenme süresi kısalıyor; daha tecrübeli operatörler ise kendi deneyimlerini teknolojiyle destekleyerek iş kalitesini daha istikrarlı hale getiriyor. Sahada karar alma süreçleri daha net hale gelirken, hata payı da belirgin şekilde azalıyor. Bu dönüşüm, operatör güvenliğini de güçlendiriyor. Kabin içinden yönlendirilen uygulamalar sayesinde sahadaki riskli manevralar azalıyor ve operatörün çevresel farkındalığı artıyor. Böylece operatör, yalnızca makineyi kullanan bir aktör değil; sahadaki veriyi doğru uygulamaya dönüştüren aktif bir sürecin parçası haline geliyor.

Yatırım geri dönüşü konusunda sahadan nasıl veriler alıyorsunuz?

Sahadan aldığımız geri bildirimler çok net. Örneğin: Reglaj işlerinde klasik yöntemlerle günlük 400–500 metre ilerleme sağlanırken, makine kontrol sistemleriyle 1.000 metre ve üzerine çıkılabiliyor. Asfalt seriminde milimetre hassasiyet sayesinde %5–10 aralığında malzeme tasarrufu elde edilebiliyor. Ofset kazığı, ip çekimi ve tekrar ölçüm ihtiyacının ortadan kalkmasıyla işçilik ve makine saatlerinde ciddi düşüş sağlanıyor.- Makine kontrol sistemleri çoğu projede maksimum 6 ay içinde kendini amorti ediyor. Akaryakıt ve işçilik maliyetlerinin bu kadar yükseldiği bir ortamda bu geri dönüş süresi teknolojiyi bir tercih olmaktan çıkarıyor. Bugün bu çözümler sektörde giderek bir zorunluluk haline geliyor.

Türkiye’de sahada teknolojiye yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başlangıçta her zaman bir direnç oluyor. “Alıştığımız yöntem varken neden değiştirelim?” sorusu çok sık geliyor. Ama sistemi bir kez kullanan herkesten olumlu dönüş alıyoruz. Türkiye’de sahada teknolojiye yaklaşım, uygulama sonuçları üzerinden şekilleniyor. Proje ekipleri ve saha yönetimleri, teknolojinin iş programına uyumunu, bütçe yönetimine katkısını ve uygulama kalitesi üzerindeki etkisini birlikte değerlendiriyor. Bu nedenle sonuçlar görüldükçe sahadaki bağlılık da artıyor.

Küresel SITECH ağı Türkiye’deki müşterilere ne kazandırıyor?

Küresel SITECH ağı, Türkiye’deki müşterilere projelerin coğrafyadan bağımsız şekilde aynı teknik standartlarla ilerlemesini sağlıyor. Türkiye’de başlayan bir iş, farklı bir ülkede devam ettiğinde kullanılan teknoloji, veri yapısı ve uygulama yaklaşımı tutarlılığını koruyor. Bu yapı, uluslararası projelerde planlama sürekliliği ve uygulama uyumu açısından önemli bir avantaj yaratıyor. Ağın sunduğu global bilgi birikimi ve saha deneyimi, yerel projelere de doğrudan yansıyor. Müşterilerin bulunduğu coğrafyaya göre ya doğrudan SITECH Eurasia olarak biz devrede oluyoruz ya da o ülkedeki SITECH yapısı süreci devralıyor.. Müşteriler açısından bu yapı, projelerin ölçeği büyüdükçe güven veren, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir çalışma ortamı anlamına geliyor.

Borusan Holding çatısı altında olmak SITECH Eurasia için ne ifade ediyor?

Borusan Holding çatısı altında yer almak, SITECH Eurasia’ya uzun vadeli bakış açısı, kurumsal istikrar ve güçlü bir mühendislik kültürü kazandırıyor. Bu yapı, teknoloji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde planlanmasını ve sahadaki çözümlerin uzun soluklu bir stratejiyle geliştirilmesini mümkün kılıyor. Holdingin sanayi, altyapı ve saha odaklı iş yapma tecrübesi, SITECH’in Türkiye’deki konumunu sağlam bir zemine oturtuyor. Aynı çatı altında farklı sektörlerde faaliyet gösteren güçlü yapılarla birlikte yer almak, sahaya dair bilgi paylaşımını ve ortak öğrenmeyi de destekliyor. Bu ekosistem içinde SITECH Eurasia, kendi uzmanlık alanına odaklanarak teknoloji ve mühendislik çözümlerini derinleştiriyor; müşterilere sunulan hizmetin kapsamı ve kalitesi bu bütünlük sayesinde güçleniyor.

Borusan Cat ile SITECH Eurasia arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Borusan Cat dijital çözümleri sahayı görmenizi ve anlamanızı, SITECH çözümleri ise işin sahada doğru yapılmasını sağlıyor. Bu iki yapı birlikte çalıştığında, müşteriye uçtan uca dijitalleşmiş, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir operasyon modeli sunulmuş oluyor. Sahayı merkezine alan iki uzman yapının teknoloji odağında kurduğu tamamlayıcı bir iş birliği yapıyoruz. Borusan Cat, iş makineleri ve saha operasyonları konusundaki derin deneyimiyle müşterinin günlük operasyonel ihtiyaçlarını çok yakından tanıyor. SITECH Eurasia ise bu operasyonel gerçekliği, yüksek hassasiyetli teknoloji ve mühendislik çözümleriyle destekleyen bir rol üstleniyor. Bu birliktelik, sahada teknolojinin doğru noktada, doğru şekilde konumlanmasını sağlıyor.

Borusan Cat’in teknolojiye yaklaşımı SITECH iş birliklerini nasıl etkiliyor?

Borusan Cat, sahadaki operasyonel gerçeklikten beslenen bütüncül bir teknoloji yaklaşımına sahip. Şirket amacı, “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” olan bir şirket. Bu “çözümlerin” başında da teknolojiye yapılan yatırımların çıktıları geliyor. Borusan Cat, dijital tarafta Süper Uygulaması Boom360, VisionLink ve AI tabanlı dijital çözümleriyle sahayı uzaktan izleme, analiz ve karar alma süreçlerini yönetiyor. SITECH Eurasia ise bu yapının makine üzerindeki hardware ve hassas uygulama katmanını temsil ediyor. Bu çerçeve, SITECH ile yürütülen iş birliklerinin niteliğini doğrudan etkiliyor. Borusan Cat, müşterinin sahadaki operasyonel beklentilerini ve uygulama hedeflerini net biçimde ortaya koyarken; SITECH bu ihtiyaçlara uygun makine kontrol, ölçüm ve uygulama teknolojilerini mühendislik perspektifiyle sahaya taşıyor. Teknoloji entegrasyonu, projeye özel olarak ele alınıyor ve saha koşulları doğrultusunda kurgulanıyor. Borusan Cat’in teknolojiye bakışı, SITECH iş birliklerinin sürekliliğini ve derinliğini güçlendiriyor. Bu yapı, müşterilere sunulan çözümlerin zaman içinde gelişmesini, sahada kalıcı fayda üretmesini ve operasyonel hedeflerle uyumlu şekilde ilerlemesini destekliyor.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler